Mr.Nobody, uzun zamandır adını duyduğum ama izleme imkanı bulamadığım bir filmdi. Film 2009'un en iyi filmleri arasında anılıyor. Belçika'lı yönetmen Jaco Van Dormael'in Almanya ve Kanada'da çekimlerini tamamladığı filmde, kastta çoğunluk Amerikan aktörlerden oluşsa da, Mr.Nobody Hollywood tarafından reddilmiş ve ABD'de gösterime girmemiş. Amerikan seyirciler için fazla 'akıllıca' veya 'karmaşık' bulunmuş olabilir diye tahmin ediyorum :).
Çünkü izlediğim, bir filmden çok baş döndürücü, gerçek dışı, zihinsel bir yolculuktu. Rastlantısallık ve kelebek etkisi gibi kavramlar üzerinden ,' her seçim aslında bir vazgeçiştir. ' prensibini alaşağı edercesine, sonsuz olasılıklı bir yaşamın mümkünlüğünü sorguluyor. En azından bu ütopya üzerine düşünmemizi sağlıyor. Filmin aynı zamanda senaryo yazarı da olan yönetmeni Jaco van Dormael filmi için: 'Herkesin karşılaşabileceği sonsuz olasılıklar hakkında deneysel bir film' demiş.
Diğer bir yandan kuantum fiziği, big crunch, sicim (string) teorisi gibi fizik teorileri üzerine kafa yormak isteğinizi bir kenara not ediyorsunuz. Çünkü filmde zaman zaman teoriler dersmişçesine anlatılıyor , siz de karmaşık zaman kurgusunu kendinize açıklamak için bu teorileri anlamaya çalışıyorsunuz. Jared Leto en az Requiem For a Dream' deki kadar başarılı. Nemo Nobody adlı tek bir kahramanın 12 farklı zaman diliminde, yaşam çizgisinde 12 farklı halini canlandırıyor. Neredeyse onun kadar göze çarpan aktör ise Nemo'nun 15 yaş halini canlandıran Toby Riglo. Bir ergene aşk bu kadar yakışabilirdi.
Tüm bu olası tercihlerin oluşturduğu öyküleri izlerken yine zihninize kaydetmek istediğiniz ayrıntılar o kadar zengin ki. Nemo'nun anne babasının tanışmasını sağlayan sarı kurumuş sonbahar yaprağı, başka bir yaşam çizgisinde 15 yaşındaki Nemo'nun motorsikletiyle kaza yapmasına sebep oluyor, veya havuz temizleyicisi 20 yaşında başka bir Nemo'nun aynı yaprağı havuzdan topladığını görüyoruz. Anna ile yaşayan Nemo'nun yaptığı sicim teorisi sunumuna Elise ile evlenirken yaşadığı kaza ile yüzünün yarısı yanmış Nemo'nun devam ettiğini farkediyoruz. Buna benzer onlarca ayrıntı akıllıca düşünülerek işlenmiş bir şeyle karşı karşıya olduğunuzu her fırsatta hatırlatıyor size.
Bu arada büyüleyici bir aşk hikayesini, yine büyüleyici ahenkteki renklerin süslediği sahnelerde takip ediyoruz.. Jared Leto'nun canlı buz mavisi gözleri, annesinin turuncu çilleri, Anna'nın şeftali teni, pembe yanakları, Elise'in depresif bej hırkası , Jean'in sarı elbisesi, geleceğin göz alıcı beyazlığı... ayrı ayrı resmedilmiş, özenle boyanmış sahneler var sanki her dakikada.
Ve müzikler... Baştan sona dikkat çekici ve tamamlayıcı. Gabriel Faure, Pavane opus 50'si sık sık kendini hatırlatsa da, benim en etkilendiğim an , Nemo'nun zamanın 'çürütücü' etkisini saniye saniye fotoğrafladığı sırada usulca başlayan ve kısacık süren, içime garip bir heyecan ve hüzün bırakan Erik Satie'nin Gnossienne 'si oldu. Tüylerin diken diken olma anı benim için bu andı sanırım.
Kısaca Mr.Nobody ,yaklaşık 140 dakika süren görsel, zihinsel ve işitsel bir şölendi benim için..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder