19 Aralık 2012 Çarşamba

Loft



      Loft'un hikayesi oldukça ilginç. . Benim izlediğim Loft, 2010 Hollanda yapımı bir film. Yönetmeni Antoinette Beumer. Oyuncular Hollandalı. IMDB'de bakarken gördüm ki aynı isimle aynı film, henüz 2 yıl önce 2008'de Belçikalı yönetmen Eric Van Looy tarafından Belçikalı bir ekiple çekilmiş. Sonrası daha ilginç..   Şu anda 2013'de vizyona girmek üzere yine aynı yönetmen aynı filmi Amerikalı bir ekiple çekiyor!
Loft (2010), Antoinette Beumer, Hollanda
Garip değil mi? Neden bir filmin 2-3 senede bir tekrarı çekilir bilmiyorum. Belçika versiyonunu henüz görmedim ama Hollanda versiyonu oldukça başarılı ve Hollanda'dan çıkan en iyi filmlerden kabul ediliyor.

      Peki nedir bu tekrar tekrar çekilen hikaye?
      Film beş evli arkadaşın kaçamaklarını rahatça yaşamak için tuttukları bir çatı katında bir ceset bulmaları üzerine kurulu. Filmin doğrusal bir seyri yok , üç ayrı zaman diliminde, sık sık geriye dönüşlerle, atlamalarla gidiyor. Aslında filmi özel yapan şey de; kurgusu bana göre. Bu karmaşada bile pek kafa karışıklığı yarattığını söyleyemem. Bu tür kurguları olan filmlerin aksine oldukça kolay anlaşılıyor.
   Karakterlerin katman katman soyulduğu, ve her katmanda farkedilen yalanlar, gerçekler,  'aslında öyle değilmiş'ler filmi sürükleyici ve heyecan verici yapıyor. Birbirinin en yakın arkadaşları olan baş karakterlerin, birbirlerini aslında hiç tanımadıklarını farketmeleri, neredeyse herkesin birbirine kolayca söyleyiverdiği yalanlar ve tabii ki ardından itiraflar...
The Loft (2013), Eric Van Looy, ABD
 
Senaryonun orijinali  Bart dePauw tarafından yazılmıs, her yapımda değişik senaristler tarafından adapte edilmiş. 2008 Belçika yapımı Loft'un trailerini seyrettim. Mekanlar ve karakterlerdeki benzerlik beni şaşırttı. Aynı yönetmen Amerika için neler yapacak bakalım.

Loft (2008), Eric Van Looy, Belçika
     Hikayenin polisiye zemini, evlilikler, ilişkiler, arkadaşlık, dürüstlük, cinsellikle ilgili zihinsel gelgitlerle daha da renkleniyor. Filmin en başında farklı birşeyler yapacağını, şaşırtacağını hissediyorsunuz aslında. Çözülmeyen bir gizem, sizin de kendi senaryolarınızı yazmanıza sebep oluyor. Son derece keyifli hale gelen akıl oyunlarının nerede biteceğini merakla bekliyorsunuz.  Biraz fazla dallanıp budaklandı gibi geldiği anlar olmuyor değil ama yine de tadında bitiyor. Öyle ki  film bittiğinde,  ne kadar zamandır koltuktan hafif öne doğru  kalkarak, tetikte izlediğimi  merak ettim. Heyecanlandırdığı kesin yani..

 Bir de aldatmakla ilgili düşündürdükleri. Bence şunu soruyor;

  Aldatmak nereye kadar tatlıdır?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder